Karantina Adası Hikayesi ve Tarihi Önemi

Pandemi dönemi bize, yanı başımızda olan pekte ilgilenmediğimiz, önünden geçtiğimiz Karantina Adası’na gözlerimizi çevirdi.

İzmir’de yaşayan birçok insan adını bilir.

Hikayesini bilmez.

Hikayesini bilir.

Yaşananları bilmez…

Aslında Karantina Adası;

Karantina Adası Tarihi

Ada bugünkü adını 1865 yılında Fransızlar’ın yaptığı Karantina tesislerinden alıyor.

1950li yıllarda Deniz ve Güneş Enstitüsü, 60’larda Kemik ve Mafsal Hastalıkları Hastanesi olan tesisler, 1986’da Urla Devlet Hastanesi’ne dönüştürüldü.

2014 yılında 150 yataklı yeni hastane binasına taşınarak hizmet vermeye devam eden Ada, bugünlerde simülasyon hastane kurulması fikri ile gündemde.

İlk kez Büyük İskender döneminde karaya bağlanan ada, fiilen Sağlık Bakanlığı’nın kullanımında.

1865 yılında 1950 yılına kadar işlevini sürdüren tahaffuzhanede ise sistem şöyleydi; Yolcular gemiden indirilip soyunma odalarına alınır. Kıyafetler çıkarılıp filelere konurmuş.

Peştemal ve takunya giydirilen yolcular giysilerini 360 derece dönen dolaplara yerleştirirmiş.

Soyunma odalarının arka odalarında bekleyen görevliler ise dönme dolaplardan kıyafetleri alır ve dezenfekte işlemine başlarmış. 

Peştemal ve takunyalı yolcular özel duş odalarına alınır ve burada özel sterilize edilmiş sularla yıkanırlarmış.

Duştan çıkanlara kıyafetleri iade edilir ve giyinenler doktor tarafından muayene edildikten sonra hastalar karantinaya alınır, sağlıklı olanlar ise yolculuğuna devam edermiş.

Hastalık taşıyanlar adadan bir daha asla çıkamaz, ölene kadar o adada misafir edildikten sonra sönmüş kireç dökülmüş olan mezarlara gömülürlermiş. 

Tahaffuzhane nedir? 

Türk Dil Kurumu’na göre tahaffuzhane, ‘sefer sırasında, yolcu ve çalışanların arasında bulaşıcı hastalık görülen gemilerin karantina sürelerini geçirmeleri, gerekli sağlık önlemlerinin alınması ve hastaların iyileştirilmeleri için büyük limanlara yakın kıyılara kurulmuş sağlık kuruluşu’ olarak tanımlanıyor. 

1894 yılında Yemen’den gelen askerler Klazomen Tahaffuzhane’sine gönderilerek muayene edilip burada karantinaya alındı. Bingazi’den Girit’e uğrayan Kayderi vapurunda kara humma hastalığı görüldüğü için yolcular karantinaya alındı. 

1896 yılında Petersburg’da kolera hastalığı görülmesinden dolayı Finlandiya Körfezi’Nden gelen gemiler Klazomen’de (Urla) karantinaya alındı. Koleranın yoğun olduğu Flemenk ve Belçika limanlarından gelen gemiler, adada 5 gün karantinada tutuldu. 

Ada tarihine düşülen bazı notlar şöyle; 

1894 yılında Yemen’den gelen askerler Klazomen Tahaffuzhane’sine gönderilerek muayene edilip burada karantinaya alındı. Bingazi’den Girit’e uğrayan Kayderi vapurunda kara humma hastalığı görüldüğü için yolcular karantinaya alındı. 

1896 yılında Petersburg’da kolera hastalığı görülmesinden dolayı Finlandiya Körfezi’Nden gelen gemiler Klazomen’de (Urla) karantinaya alındı. Koleranın yoğun olduğu Flemenk ve Belçika limanlarından gelen gemiler, adada 5 gün karantinada tutuldu. 

1903 yılında İzmir’de vabadan bir kişinin ölmesi üzerine gemilerin tamamı burada karantinaya alındı. Gemideki tüm eşyalar dezenfekte edildi. 

1912 yılında ise adada karantina altında tutulan Rusyalı hacılar, adada olay çıkardı. Yine de karantina süresi tamamlanana kadar hacca gönderilmediler. 

1917 yılında Klazomen (Urla) Hastanesi doktoru iken Berlin’de cinayet işleyen ve Berlin Konsolosluğu’na sahte mühürlü mektup götürmesi nedeniyle takibe alınan Naster Rod, şüpheli davranışlarından dolayı sınır dışı edildi. 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*