KIZIMIN SİLUETİ

Kızımla Kadıköy-Beşiktaş vapur hattındayız.

En üstün en arkasını çok seviyorum. Püfür püfür esiyor.

Karşı tarafa anneme gidiyoruz.

Martılara simit atanları seyrediyoruz.

Bir tane martı, adamın elinden alıyor simit parçasını.

Beraber burun buruna geliyorlar.

Gökyüzünde dans edip atılan lokmaları havada kapıyorlar.

Yolu yarılıyoruz neredeyse.

Parmaklıklar arasından çıkan köpükleri seyrediyoruz.

-Kızım fazla eğilme, diyorum.

Aşağısı köpük köpük, dalgalar iç içe korkutucu geliyor.

Huzursuzlanıyorum.

-Sıkı tut demirleri yavrum. Sakın bırakma.

Kendini savunamayan küçük bedeniyle yüzünde gülücüklerle, akan suyu izliyor minik kızım.

Henüz okula başlamadı. Dışarıda yeni şeyleri keşfetmenin merakını yaşıyor.

Öğrendikçe mutlu oluyor, büyüyor.

Ben de onunla beraber mutlu oluyorum.

-Artık oturalım kızım, diyorum

Oturuyorum.

Tabii, kızım oturur mu? 

Devamlı ayakta.

Benim de gözüm onda.

-Fazla uzaklaşma gel, diyorum tekrar.

Oturmadı. Hopladı, zıpladı.

Beraber yolculuk yapmak hem güzel hem de yorucu benim için.

Etrafa bakınamıyorum, manzaranın tadına varamıyorum.

Gözüm sürekli onun üstünde.

Yanımda babam yaşlarında, iyi görünümlü, temiz pak giyinmiş bir bey var.

Bir elinde kitabı, diğer elinde kırmızı pilot kalemi. Önce okuyor, sonra satırların altlarını çiziyor.

Tekrar okuyor, tekrar çiziyor.

Göz ucuyla bakıyorum.

Kitap kıpkırmızı.

Her yerini çizmiş.

Önce kitabın vay haline diye geçiriyorum içimden, daha sonra da, ne kadar önemli şeyler okuyor ki bu adam kırmızıya buluyor her şeyi diye düşünüyorum.

Gözlerimi alamıyorum.

Devamlı çiziyor. Arada sırada karşısında duran kızıma bakıyor, gülümsüyor, tekrar çiziyor.

Bir süre böyle devam ediyor.

Kızıma dikkat etmekle meşgul olan ben, adama bir şey sorma cesaretinde bulunamıyorum.

Bir ara kalemini sallıyor, mürekkebi bitecek gibi oluyor.

Okuduğu şeyi tam göremiyorum.

Tekrar bakıyorum bir sayfa daha çeviriyor.

Kızıma bakıyor, tekrar gülümsüyor.

Elindeki kırmızı pilotla bir şeyler karalamaya başlıyor.

Ne çıkacak sonunda diye merak ediyorum.

Hatta kızmaya bile başlıyorum.

Adamın çizdiği çizgiler birleştikçe, bir şeyler beliriyor.

Kendisi kitap okumayı bırakıp, kitabın boş sayfasına devamlı kırmızı pilotuyla bir şeyler çiziyor.

Sağdan sola çizgiler, yukarıdan aşağıya inen çizgiler, yuvarlaklar birleşiyor.

İnanmıyorum!!! 

Hepsi bitiyor.

Kızımın iki yandan toplu saçlarını, babasına benzeyen kalın ve uzun yay kaşlarını, iri gözlerini, bana benzeyen belirgin ağzını, küçük okka burnunu, herkesin bayan kirpik diye sevdiği uzun ve kalın kirpiklerini, yuvarlak, gülen yüzünü aynen, aynen  benzetiyor.

Şaşırıyorum.

Neden böyle bir şey yapıyor?

Ressam mı?

Yazar mı; yoksa kendi halinde bir insan mı?

Ne kadar da mutlu görünüyor o sayfada kızım. Boş sayfa tamamen onun yüzüyle doluyor.

Düşünüyorum bir an…

Farkında olmadığım şeyin farkına varıyorum. Mutlulukla, neşeyle. Stres dolu dakikalarım yok olup gidiveriyor.

Vapur iskeleye yanaşıyor. Adam kalkıp gidiyor.

Kızım o kitapta sonsuza dek yaşayacak. Üstelik hiç tanımadığımız birinin elinde. Bilmediğimiz bir rafta, belki de yalnız bir masada, bir bilinmezliğin içinde,

Ama hep gülümseyerek…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*