SAHNE…

Ayaktayım.

Alkışlıyorlar.

Neden bilmiyorum.

Tökezleyip, sahneden aşağıya düşesim var.

Yerlere uzanıp, boş boş etrafa bakasım var.

Yalnız kalayım.

Hayat sahnelensin yanımda.

Ben durup sadece seyredeyim.

Ama ışıklar hiç kapanmasın, umutlar hiç sönmesin.

Sensizlik çökmesin üstüme.

Çabaladıkça düşmeyeyim çukuruna.

Sadece sendeleyip yanından geçeyim.

Bırak, izin ver.

Tut ellerimi, çekiştirme beni.

Düşmeden geçeceğim yanından.

Sadece sahnede değil, senin yanında da alkışlanacağım.

Gençsin tabi.

Kanın kaynıyor.

Bir dediğin bir dediğini tutmuyor.

Olsun yine de seni istiyorum.

Evlenmedim bu yaşıma kadar.

Seni bekledim.

Hayranlarım gibi bakman için.

Hep bekledim.

Umudumu yitirmeden.

Beni hayata döndürecek taze kan, taze cansın sen, buna inanıyorum.

Bakıyorum yoksun yine orada.

Yine boş o seyirci koltuğu.

Seyretmiyorsun beni.

Alkışlamıyorsun onlar gibi.

Bana atılan güller arasında izi yok ellerinin.

Her zaman karanlık olmayacak, akşamlar da sabaha dönecek.

Sıralanacak duygular, peş peşe, benden sana ulaşmam için, yardım isteyecekler.

Kalpler birleşip tek vücutta dans edecek.

Çarpışacak ayaklar, tökezleyecek ama düşmeyecek.

Bunlar sahnede değil, senin yanında olacak, biliyorum.

Alkış seslerini duyuyorum, giriyorlar kalbimden içeri, ama sen alkışlamıyorsun.

Niye?

Işıklar yanmıyor.

Isıtmıyor içini o sıcacık tuttuğum elin.

Sadece akşamda kalmak istiyor.

Puslu, soğuk, yalnız, dumanlı.

Koşuyorum, bu sefer, ayağım tökezliyor, dengemi kaybediyorum.

Evet düşüyorum.

Sahneden değil, senin kalbinden dışarı düşüyorum.

Perde kapanıveriyor.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*