Hasta bir beyin! Alman halkını felakete sürüklerken…

Almanya devleti Hitler’in ‘Vatan haini’ yaftası yiyenlere iade-i itibar verdi.

İkinci Dünya Savaşı’nın üzerinden 70 yıl geçtikten sonra “2009” yılında Almanya parlamentosu savaş sırasında vatan hainliğinden hüküm giyen binlerce kişinin aklanmasına karar verdi.

Önerge milletvekillerinden açık farkla destek alarak onaylandı.

Oturum öncesinde, Bundestag’da grubu olan beş parti de öneriye destek vereceğini açıklamıştı.

Nazi döneminde Hitler’in ordusuna vicdani retçi olduğu için katılmayan ya da askerden kaçanlar hakkında zamanın mahkemelerinin verdiği hükümler 2002 yılında iptal edilmişti.

Fakat halen itibarlarının iade edilmesini talep eden diğer ‘vatan hainleri’ bulunuyor.

Bu kişiler savaş sırasında Hitler’e karşı siyasi direniş hareketinde yer almakla ya da Yahudilere yardım etmekle suçlanan ve vatan haini ilan edilen Almanlar.

Vatan hainliği ile suçlananların aileleri ve yakınları isimlerini aklamak için on yıllardır kampanya yürütüyordu.

Nazi askeri mahkemeleri yaklaşık 30 bin kişiyi asker kaçağı olduğu gerekçesiyle ya da vatana ihanet suçudan ölüme mahkum etmiş ve bu kişilerin yaklaşık üçte ikisinin cezaları infaz edilmişti.

Buna ilaveten 100 bin dolayında kişi de benzer suçlamalarla hapse konmuştu.

Bu kişilerin itibarının topluca iadesi için yapılan talepler bugüne değin aralarında meşru sebeplerle hüküm giymiş olanların da bulunabileceği gerekçesiyle reddediliyordu.

Hitler’in hedefindeki ilk gazete Almanya’nın ’Hürriyet’i oldu

Fakat eski bir anayasa yargıcının başkanlığında konunun incelenmesi ardından yayımlanan raporda Nazilerin ilk kez 1934 yılında çıkardığı vatana ihanet yasasının açıkça bir baskı aracı olarak kullanıldığı ve yasanın muğlaklığının da buna hizmet ettiği belirtildi.

Nazi dönemi ‘vatan hainlerinden’ günümüzde hala sağ olan çok az sayıda kişi var.

Fakat bu kişilerin davalarını aileleri sürdürüyor.

2002 yılında itibarı iade edilen asker kaçaklarından, 87 yaşındaki Ludwig Baumann bu mücadeleye destek vermeye devam eden mağdurlardan.

1942 yılında Hitler’in ordusuyla Fransa’ya sevkedildiği sırada pasifist olmaya karar veren ve askerden kaçan Ludwig Baumann, yakalanıp bir Nazi mahkemesinde idama mahkum edilmiş.

Hapis yattığı sırada işkence gören ve bir toplama kampına nakledilen Ludwig Baumann, idam edilmeden savaşın bitişini gördüğü için şanslı. Savaş bittikten sonra serbest kalsa da toplum içinde devamlı aşağılandığını anlatıyor:

”Savaş bittikten sonra bize hep saygısızca davrandılar. ‘Korkak’, ‘hain’, dediler. Adımızı aklamak istediğimizde, Alman ordusunun bundan olumsuz etkileneceğini, bunun askerlere adaletsizce geleceğini söyleyen muhaliflerimiz bize karşı çıktı. Öyle çok aşağılandık ki. Alman devletinden umudumuz kalmamıştı. Asker kaçaklarının çoğu onurlarıyla ölemedi. Ama yılmadan kampanyamızı sürdürdük.”

HİTLER’İN DİĞER DİKTATÖRLERDEN FARKI

Bu dünyaya gelmiş geçmiş diktatörlerin isimlerini yan yana dizdiğimizde Adolf Hitler’in yeri diğerlerine göre çok daha “özel”dir.

Bu “özel”liği insanlık tarihinde milyonlarca insanın canına mal olan vahşetin, kurduğu yok etme sistemin diğerlerine göre çok daha barbar olmasından kaynaklanıyor.

İşlediği insanlık dışı katliamlar, dönemin Almanya’sının sınırlarını aşarak kıta Avrupa’sını ve Sovyetler Birliği’ni de içerisine alacak geniş bir coğrafyaya yayıldı. 

Elbette Hitler’i kendisinden önce ve sonraki diktatörlerden daha insanlık dışı hale getiren onun kişisel yapısı, psikolojisi ya da kurduğu sistemden çok, asıl olarak çıkarlarını savunduğu Alman burjuvazisinin dünya üzerindeki paylaşımda geç kalmasının verdiği hırsla doğrudan ilintilidir.

Birinci Dünya Savaşı’nın yenilgisini kabul etmek istemeyen Alman burjuvazisi, Hitler öncülüğünde kurduğu faşist düzenle hem içeride yükselen devrimci hareketi yok ederken hem de komşu ülkelere savaş açarak kıta Avrupa pazarını ele geçirmenin hamlesini yaptı.

Ama, Kızıl Ordu’nun kahramanca mücadelesi faşizmi yendi, Alman burjuvazisinin planlarını boşa çıkardı.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*