“Doğa yasasına” karşı gelmek ve sonuçları…

Doğa yasası kusursuz bir şekilde işlerken zaman içinde insanoğlu zekasıyla bunu kökten değiştirecek atılımlar yapmaya başladı…

İnsan hariç paralelinde bitkiler, hayvanlar bu yasaya uygun yaşamaya devam ederken zamanla insan o dengeyide bozmak adına atılımlarda bulundu.

Omurgalı canlıların yaşam döngüsünü inceleyen Avustralyalı bilim insanları, modern insan genetiğinin en fazla 38 yıl yaşamaya imkân verdiği sonucuna ulaştı.

İlk dönem modern insanın ortalama yaşam süresinin araştırma sonuçlarıyla örtüştüğünü vurgulayan bilim ekibi, modern insanın yeni yaşam tarzının ve tıp alanındaki gelişmelerin ömrü uzattığını belirtiyor.

Bu ne demek anlamına geliyor.

Doğmaması gereken çocuklar ve yaşama bıraktığı olumsuz izler…

Basit hesapla normal 38 yıl bir ömrü olan canlının bu yaştan sonra hayatta bıraktığı olumsuz zararlı etkilere bakarsanız!

1 tekil insanın 1 çocuğunun doğumu onlarında üremesiyle ilerde hiç olmaması gereken yüzbinlerce insanlar ve doğaya verdikleri zararlar.

Birde üzerine bununlada kalmayarak nükleer denemeler, kimyasal atıklar, silahlanma, egoya bağlı hırs ve tüketme canavarlığı…

Dünyayı cehenneme döndürmeye yeter ve artar.

Oysa doğa yasası bir hayvan bağlamında yavruların 6 tanede doğsa 2’si hayatta kalır.

Siz devamlı 6 yavrunun 6 sınında yaşadığını düşünürseniz.

Yüzyıllar içindeki dünyadaki yaşanacak felaketleri düşünebilirsiniz.

Doğanın bu popülasyonu kontrol altına almak için, eritmek için yapacağı hamleleri düşünün…

Doğada kendi doğal refleksiyle bu yaşaması gereken canlıları bir şekil eritme yoluna gidiyor.

Salgın hastalıklar ,deprem, sel vb.. doğa olayları.

Birde insanın kendi kendini yok etme argümanları eklenirse.

5 bin yıl önce depremden kimse ölmüyordu.

O an bir fay yarığının üzerinde bulunma ve içine düşme olasılığı kadar.

7 katlı bina yapıp üstelik malzemesinide çalıp enkaz altında kalma tamamiyle üstün insan başarısı…

Dünya zaten defalarca canlı türleri açısından yok oldu.

Yazı>>>

İnsan binlerce yıldır kendine mitolojik hikayeler uydurarak kendinin ne kadar önemli bir canlı olduğuna inanmıştır.

Bu uğurda tapınaklar inşa etmiş bir çok masal uydurup sonra inanmıştır.

Ve bu konuda hiçte yaratıcı değildir.

Arkeolojik kazılar sonucunda bulunan yazıtlarda aynı hikayenin binlerce yıl arayla anlatıldığına ve binyıl sonra insanların buna inandığı açıkça görülüyor.

Sonuç yine bir yok oluş insanlığın kapısına dayandı.

Bu pandemi olur, deprem olur, göktaşı olur.

Faili önemli değil.

Dünya nüfusu 1800 yılında yaklaşık 1 milyar, 1900’de 1,5 milyar olarak kaydedilirken, 2000 yılında dünya nüfusu 6,1 milyara çıktı.

Şu an 7,78 milyarı geçti…

Birde doğanın kendi sistemine aykırı hareket eden canlıya acımasızca davrandığını düşünürsek.

İnsanı 1. sıraya koymak hiçte zor değil…

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*