Nurcan Demircioğlu, “Endişe Kabusunuz Olmasın”

Nurcan Demircioğlu, 
“Endişe Kabusunuz Olmasın” diyor. 

‘Üst Seviye Yaşam Koçluğu’ eğitimini Başkent Üniversitesinden alan Üst Düzey Yaşam Koçu Nurcan Demircioğlu, “yaşanmış derin stres ve olumsuzluklara bağlı tüm travmalar tespit edilerek çözülmelidir. Çözülmeyen endişe ve travmalar hayatınızın kabusu olmasın.” diyor. 

Yaşadığınız derin stres ve travmalarla yüzleşip, kabullenip, benimselisiniz. Teslimiyet göstererek başta kendiniz olmak üzere herkesi ve herşeyi affetmeniz mümkün olabilir. Tutulmayan veya kabullenilmeyen ölüm sonucunda yarım bırakılan yas varsa, kadim ilimlerin öğretisi şifa yöntemleriyle yaşadığınız elim kaybı kabullenmek, hazmetmek, yasınızı sonlandırıp başta kendiniz olmak üzere kaybettiğiniz kişileri özgürleştirmek iyileşmenizi, endişe ve üzüntülerden uzaklaşmanızı sağlayacaktır. 

Duygusal Travmalar Bedeninizi Hasta Etmesin 

Üst Düzey Yaşam Koçu Nurcan Demircioğlu, “bilincimizdeki sürekli bir kutuplaşma yani iki seçenek arasındaki gerginlik durumu bizleri sürekli çatışmaya sürükler. Hayatımızın her alanında devamlı karar vermek durumunda kalırız. Karar verme kılıcınızı kılıfından çıkartmak ve bir seçeneği isterken diğer seçenekten vazgeçmek zorunludur.

Bizler neyi seçersek seçelim bunun sonucunda biz de hep bir şeyler eksiktir. Hep çaresiz hissederiz. Bu gerginliği yaşamın bir gerçeği olan bu çatışmayı sorgusuz kabul edebilenler şanslıdır. Çünkü bir çoğumuz çatışmayı görmediğimiz ve hissetmediğimiz için kendimizde hiç çatışma bulunmadığını zannederiz. Bilincimizdeki çatışmalara katlanarak onları çözmeye hazır değilsek çatışma bedensel boyuta iner ve hastalık olarak karşımıza çıkar. Her çatışma maddeye dönüşmüş bir duygudur. Ruhsal alanda kaçındığımız her mücadele bütün acıları ve tehlikeleriyle hastalık olarak bedensel alanda hakkını arar.” bilgisini vererek, duygusal travmalar yüzünden bedeninizi hasta etmeyin uyarısında bulunuyor. 

Travma Nedir? 

Yaşantımızda ani şok etkisiyle gelişen ve içerisinde derin değersizlik, çaresizlik, korku, tehlike, ölümle burun buruna gelme, aşırı öfke,  yüksek stres, utanma veya utandırılma içeren kontrol edemediğimiz duygu yoğunluğudur. Üst Düzey Yaşam Koçu Nurcan Demircioğlu, “ebeveynlerin maruz kaldığı duygusal ve psikolojik çatışmalar, çocukların bedeninde biyolojik rahatsızlıklar programlar. Üst soyların yaşayıp sustuğu farkındalık geliştirmediği, reddedip görmezden gelerek bilinçaltına gömdüğü bütün yaşanmışlıklar ve varsa büyük sırlar alt soylarda yani bizlerde ve bizden sonraki nesillerde bedensel rahatsızlıklara sebebiyet verir. Bizler ana rahmine düşmeden uzun bir süre öncesinden gebelik süreci ve doğumdan sonraki birkaç yıl ( kişilik gelişimi tamamlanıncaya kadar) anne karnındaymış gibi başta annemiz olmak üzere ebeveynlerimizin tüm stresini kendimizinmiş gibi algılar öyle kabul ederiz. Bu nedenle biyolojik rahatsızlıklarımızın ilk programı henüz annemizin bedeninde var olmadan öncesinde oluşturulabilir.” diyor. 

Farkındalığınızı Arttırın 

Farkındalığın başladığı nokta, organların dahası bedenin dur yavaşla, kendine gel komutudur. Duyguların teslimiyet çığlığı organın isyanıdır. Yoğun stres değersizlik, kaygı endişe ve tehlike içeren tüm yaşanmışlıkları zihin kaydeder. Bunlara bağlı olarak bedeninizde hastalıklar başlar. Buna izin vermeyin. Bir takım tedbirlerle bedensel işlevlerde değişiklik yapabilirsiniz. Ama bu yolla hastalık belirtilerinde ifade edilen problemleri hiçbir zaman ortadan kaldıramazsınız. Bir rahatsızlıktan kazanç elde edebilmek için hastalığın hemen yok edilmesi gereken sevimsiz bir  bölünme ( hayata mola vermek ) olduğu düşüncesinden vazgeçmelisiniz. Öncelikle bir rahatsızlığın alıştığınız yaşam tarzınızda yarattığı zorunlu değişiklikleri izin vermemelisiniz. Bu değişiklikleri dikkat etmeli ve o ana dek sürdürdüğünüz yaşama biçiminden vazgeçmelmelisiz ancak o zaman hastalık bizi iyileşmeye götüren bir yola dönüşebilir. İşte o zaman örneğin “körlük gerçeği görmeyi öğretebilir ve bizi daha yüksek bir birliği görmeye götürebilir.”

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*