İnsanlığın bir türlü kurtulamadığı zihniyet…

Yahudilerin M.Ö. 167’de Yunan Seleucidlere başkaldırması, şaşırtıcı bir siyasi başarıydı.

Yahudiye’de yeniden bağımsızlıklarını ilan etmelerini sağladı ama sonrasında toplumda yeni gerginlikler su yüzüne çıktı.

Maobilerin işbirliği, Helenleşme ve sahip oldukları rahiplik statüsü arasında dağıldı.

Önceleri Hasidim olarak adlandırılan toplulular, Ferisiler olarak ortaya çıktı.

Ferisîlik, ikinci mabed döneminde (M.Ö. 515-M.S. 70) Yahudi toplumunun daha ziyade orta sınıfınca benimsenen ve Hz. İsa zamanında Yahudi ortodoksisini temsil eden bir mezheptir.

Ortodoksi dinî gelenekte hâkim anlayışı ve/veya merkezî yorumu ifade eden bir terimdir. Ferisîlik dinî alanda kabadayılıkla nam salan bir mezhep olarak bilinir.

Ferisîlerin ayırt edici özelliklerinden biri, “kaba softa ham yobaz” tipolojisi sergilemektir.

Haşmoniler döneminden itibaren siyasal otorite üzerinde de her zaman etkili olan Ferîsîlîk genellikle din ulemasından oluşan bir grup tarafından temsil edilir.

Ferisîlikte yazılı Tora’nın yanında şifahî Tora da (Mişna ve Talmudlar) vahiy mahsulü sayılır.

Bu gelenekçi anlayış ve inanışa göre şifahî Tora Hz. Musa’dan itibaren diğer peygamberler vasıtasıyla Sanhedrin (Büyük Meclis) üyelerine ulaşmıştır.

Ferisiler hemen hemen Saddukiler ile karşıt görüşlere sahiptirler. Ferisi adının açıklaması çok açıktır ; paruşim sözcüğü ayrılmışlar anlamına gelmektedir ve Ferisi sözcüğü buradan türemiştir.

Ferisiler birbirlerini şaberimşassidim/hassidim (dindar,sofu)yada kardeş diye çağırmaktaydılar.

Aslında Ferisileri bir dini tarikat diye tanımlamak doğru değildir ; çünkü Ferisilerin diğer Yahudiler’den ayrı uygulamaları yoktur.

Ancak Ferisiler daha kuralcıdırlar.

Bu nedenle Ferisileri bir grup olarak görmek çok daha doğru olur.

Ferisiler Yahudi dogmalarını benimsiyorlardı ve bölgede o çağlarda hakim olan Hellenleşmeye karşıydılar. İnsanın bu dünyadaki davranışlarının karşılığında öteki dünyada mükafat ya da ceza göreceğini ve dinin kurallarının eksiksiz yerine getirilmesinin gerekliliğini savunuyorlardı.

Ferisiler dini eğitime büyük önem vermişler , bölgede bir çok yerde okullar açmışlar ve yazılı yasalarla ( Thorah[5] ) birlikte , o dönemde derlenebilmiş sözlü yasaları da okutmuşlardır.

Ferisiler için Thorah en önemli kaynaktı ve o dönemde yaygın olan  ve Thorah’tan farklılık gösteren Haggadah’a ya da Halacha’ya itibar etmiyorlardı.

Ferisiler , meleklerin, cinlerin varlığına ve yeniden doğuşa inanıyorlar ; Tanrı’nın egemenliğinin yakın olduğunu düşünüyorlardı. Ferisiler aynı zamanda Yahudi milliyetçisi idiler ve yakın zamanda büyük bir Yahudi imparatorluğu kurulacağına inanıyorlardı.

Thorah’a olan bağlılıkları , yaşam biçimleri , inançları ve eğitime verdikleri önem Ferisiler’in Yahudi halkı içinde saygın bir yer edinmelerini sağlamıştır. Ayrıca yazıcılar da bu özelliklerinden ve sağladıkları güvenden ötürü Ferisiler arasından seçilmiştir.

İncil’de sözü geçen iki yüzlü hain Ferisi tiplemesi ile gerçek Ferisiler arasında büyük farklılıklar olduğu çeşitli tarihçiler tarafından teyit edilmiştir.

Ancak bu şekilde davranmış olan bir Ferisi grubunun  var olabileceği olasılığı da her zaman olanaklıdır.

Ferisiler 2000 yıl önce bugün yaşamımızda olan dini bağnazlığın o günkü temsilcileriydiler 2000 yılda herşey değişti.

Ama “Ferisiler” değişmedi…

Bir cevap yazın